Trump, yaptığı bir açıklamada, İran'ın donanma, iletişim ve hava gücünün önemli ölçüde zayıflatıldığını savundu. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirme ihtimallerini de değerlendirdiklerini belirtti. Bu açıklamalar, enerji fiyatlarındaki artış baskısını azaltma potansiyeli taşımasıyla piyasalarda olumlu karşılandı. Trump, enerji fiyatlarını düşürmek amacıyla petrol piyasasına yönelik bazı yaptırımların kaldırıldığını ifade ederek, dünya genelinde enerji akışının kesintiye uğramasına müsaade etmeyeceklerini vurguladı. İran'ın petrol sevkiyatını engellemesi durumunda ise çok daha sert bir karşılık verileceği mesajını verdi.
Bu gelişmeler, petrol fiyatlarında belirgin bir geri çekilmeye neden olurken, yüksek enerji maliyetlerinin baskısı altında olan küresel hisse senedi piyasalarında da bir rahatlama yaşanmasına zemin hazırladı. Trump'ın açıklamaları, petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde kalmayabileceği beklentisini güçlendirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Moskova'da enerji sektörüyle ilgili bir toplantıda yaptığı değerlendirmelerde bulundu. Putin, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının bölgedeki petrol üretimini tamamen durdurabilecek ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Avrupa ile enerji alanında yeniden iş birliğine hazır olduklarını da sözlerine ekledi. Bu ifadeler, enerji arzının güvenliği ve fiyat istikrarı konularında önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Ancak, İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Ali Muhammed Naini, Trump'ın İran'ın gücünün tükendiğine yönelik sözlerine sert tepki gösterdi. Naini, İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı güçlü bir şekilde direndiğini belirterek, savaşın nasıl ve ne zaman sona ereceğine İran'ın karar vereceğini vurguladı. Bu söylem, jeopolitik gerilimin tamamen ortadan kalkmadığına işaret etti.
Trump ise İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışını engellemesi durumunda ABD'nin şimdiye kadar yapılan saldırılardan "20 kat daha sert" karşılık vereceği uyarısında bulundu. Bu sert açıklama, olası bir tırmanışın risklerini de gündeme getirdi.
ENERJİ FİYATLARINDAKİ SERT DALGALANMA SÜRÜYOR
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırıların ardından navlun maliyetlerinde ve petrol fiyatlarında hızlı bir artış yaşanmıştı. Bu durum, küresel ölçekte enflasyon, borçlanma maliyetleri ve enerji arzının sürdürülebilirliği konularında ciddi endişeleri beraberinde getirmişti.
Trump'ın savaşın kısa sürede sona erdirilebileceğine dair açıklamaları piyasalara bir nebze olsun nefes aldırsa da, analistler jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığına dair uyarılarda bulunuyor. Piyasalar, volatilite potansiyelinin devam ettiğini göz önünde bulunduruyor.
ABD'de 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,12 seviyesinde seyrederken, dolar endeksi 98,9 seviyesinde yatay bir grafik çiziyor. Altının ons fiyatı ise yüzde 0,5'lik bir artışla 5.171 dolar seviyesinde işlem görüyor. Bu veriler, küresel finansal piyasalardaki mevcut durumu yansıtıyor.
Brent petrolün varil fiyatı, dün 120 dolara yaklaşmasının ardından Trump'ın açıklamalarıyla birlikte yüzde 31'e yakın bir düşüş göstererek 82,7 dolara kadar gerilemişti. Ancak bugün, bu düşüşün ardından yüzde 4,2'lik bir yükselişle 90,3 dolar seviyesinde işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki bu dalgalanma, piyasalardaki hassasiyeti gözler önüne seriyor.
New York borsası, petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde kalmayabileceği beklentisiyle günü yükselişle tamamladı. Dow Jones endeksi yüzde 0,5, S&P 500 endeksi yüzde 0,83 ve Nasdaq endeksi ise yüzde 1,38 değer kazandı. Bu toparlanma, özellikle teknoloji ve sanayi sektörlerinde hissedildi.
Ancak, ABD'de endeks vadeli kontratlar yeni güne düşüşle başladı, bu da piyasalardaki belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor. Avrupa borsalarında ise Orta Doğu'daki gerilim ve enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle satış ağırlıklı bir seyir izlendi. Enerji koridorlarının risk altında olması ve doğal gaz fiyatlarındaki artış, Avrupa Merkez Bankası (ECB) üzerinde faiz artırımı baskısını artırdı. Para piyasalarında ECB'nin yıl sonuna kadar iki kez 25 baz puanlık faiz artışı yapabileceği yönünde beklentiler fiyatlanıyor.
Fransa Ekonomi Bakanı Roland Lescure, G7 ülkelerinin petrol rezervlerini kullanma konusunda henüz nihai bir karar almadığını, ancak piyasaları dengelemek için her türlü aracın masada olduğunu açıkladı. Bu açıklama, enerji arzını güvence altına alma çabalarının devam ettiğini gösteriyor.
Avrupa piyasalarında özellikle havacılık ve madencilik hisselerinde düşüşler yaşandı. İngiltere merkezli Anglo American yüzde 3,2, Rolls-Royce ise yüzde 2 değer kaybetti. Lufthansa hisseleri de yüzde 6,14 oranında geriledi. Bunun aksine, enerji şirketleri yükselen petrol fiyatlarından olumlu etkilenerek değer kazandı. BP hisseleri yüzde 2,3, Shell hisseleri ise yüzde 2,5 oranında yükseldi.
Almanya'da açıklanan ekonomik veriler ise ekonomide bir zayıflamaya işaret etti. Ocak ayında sanayi üretimi yüzde 0,5, fabrika siparişleri ise yüzde 11,1 oranında düştü. Avro Bölgesi yatırımcı güven endeksi de geriledi. Sentix verilerine göre şubat ayında 4,2 puan olan endeks, mart ayında 3,1 puana indi.
Asya piyasalarında ise savaşın yakında sona erebileceğine dair beklentiler ve güçlü makroekonomik veriler, risk iştahını destekledi. Çin'de ocak-şubat döneminde ihracat yıllık bazda yüzde 21,8, ithalat ise yüzde 19,8 artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Japonya'da ise dördüncü çeyrekte ekonomi, çeyreklik bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 1,3 büyüdü. Bu olumlu veriler, Asya borsalarına da yansıdı.
Bu gelişmeler sonucunda Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,3, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 1,6, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 4,5 oranında yükseldi. Bu yükselişler, küresel iyimserliğin Asya piyasalarına da ulaştığını gösteriyor.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi dün yüzde 0,71'lik bir düşüşle 12.702 puandan günü tamamladı. Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda ise BIST 30 nisan vadeli kontrat, akşam seansında yüzde 2,86'lık bir artışla 15.348 puana yükseldi. Dolar/TL kuru ise günü 44,0390 seviyesinde tamamladıktan sonra yeni işlem gününde 44,0730 seviyesinde işlem görüyor.
Öte yandan, Halkbank, ABD'de 2019'dan bu yana devam eden dava sürecini sonlandırmak amacıyla ABD Adalet Bakanlığı ile bir Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması imzalanmasına karar verildiğini duyurdu. Banka, bu kapsamda herhangi bir para cezası ödemeyecek. Bu gelişme, bankanın hukuki süreçlerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Analistler, bugün yurt içinde sanayi üretimi verisinin, yurt dışında ise Almanya'nın dış ticaret dengesi ile ABD'de ikinci el konut satışlarının takip edileceğini belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.600 ve 12.500 seviyelerinin destek, 12.800 ve 12.900 puan seviyelerinin ise direnç olarak görüldüğünü ekliyorlar.
Bu karmaşık jeopolitik ve ekonomik tablo karşısında, piyasaların gelecekteki yönü hakkında en belirleyici faktör sizce ne olacaktır?
Bu bağlantı ziyaretçiler için gizlenmiştir. Görmek için lütfen giriş yapın veya üye olun.