Rekabet Kurumu’nun yürüttüğü soruşturma sonucunda, MediaMarkt’ın “topla-dağıt karteli” (hub-and-spoke) olarak adlandırılan bir mekanizma içinde yer aldığı ve bu yolla rekabet kurallarını ihlal ettiği kanaatine varıldı. Bu değerlendirmenin ardından şirkete yönelik ağır bir idari para cezası uygulanması kararlaştırıldı.
Rekabet hukuku literatüründe bu tür ihlaller, rakip firmaların doğrudan temas kurmak yerine ortak bir tedarikçi aracılığıyla fiyat veya strateji koordinasyonu yapması olarak tanımlanıyor. Bu karmaşık yapı, pazar dinamiklerini derinden etkileyebilecek bir nitelik taşıyor.
MediaMarkt Türkiye, yaptığı resmi açıklamada tüm operasyonel süreçlerinde yerel ve uluslararası mevzuata tam uyum prensibiyle hareket ettiklerinin altını çizdi. Soruşturma süresince kurumla tam şeffaflık içinde iş birliği yapıldığını belirten şirket, karara dair kritik ifadeler kullandı.
“Rekabet Kurumu’nun kararına saygı duymakla birlikte, şirketimizin söz konusu değerlendirmeye konu edilen nitelikte bir hukuki ihlalin tarafı olduğu yönündeki tespitini kabul etmediğimizi belirtmek isteriz,” açıklamasıyla duruşunu netleştirdi.
Şirket, gerekçeli kararın tebliğ edilmesinin ardından dosyayı kapsamlı bir hukuki incelemeye alacaklarını ve yasal haklarını arama noktasında kararlı olduklarını vurguladı. Türkiye pazarındaki 19 yıllık geçmişine ve 4 bini aşkın istihdamına dikkat çeken MediaMarkt, bu sürecin operasyonel hedeflerini etkilemeyeceğini ifade etti.
Müşteri odaklı teknoloji deneyimi sunmaya devam edeceklerini belirten şirket, pazar konumunu koruma kararlılığını gösterdi. Pazarın diğer oyuncularını da kapsayan bu geniş çaplı soruşturmanın, teknoloji perakendeciliği sektöründeki dinamikleri ve fiyatlandırma stratejilerini nasıl etkileyeceği ise önümüzdeki günlerde netleşecek.
Sizce bu tür rekabet soruşturmaları, teknoloji perakende pazarında daha şeffaf ve adil bir fiyatlandırma düzeni getirebilir mi?