Şahin, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Rusya ve Çin’i “stratejik ortak” olarak nitelendirdiğini hatırlatarak, Çin’in bu süreçte belirleyici bir aktör olduğuna dikkat çekti. Çin’in küresel enerji ticaretindeki rolü nedeniyle savaşta taraflardan hangisine daha fazla destek vereceğinin dengeleri değiştirebileceğini belirtti.
“Çin bu savaşta ağırlığını hangi taraftan yana koyarsa o taraf öne çıkacak” değerlendirmesinde bulunan Şahin, İran ekonomisi açısından Hark Adası’nın kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Bu bölgenin İran petrol ihracatının büyük bölümünün gerçekleştirildiği merkez olduğunu ifade etti.
Şahin’e göre, Hark Adası’na yönelik bir saldırı, İran’ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını durdurabilecek bir etki yaratabilir. Gazeteci, İran’ın böyle bir senaryoda Hürmüz Boğazı’nı koz olarak kullanabileceğine işaret etti.
Hürmüz Boğazı’nın yaklaşık 33 kilometre genişliğinde olmasına rağmen, petrol tankerlerinin kullandığı navigasyon koridorunun yalnızca 3 kilometre olduğunu belirten Şahin, İran’ın coğrafi avantajının bu noktada belirleyici olduğunu söyledi. İran’ın mesajının net olduğunu ifade etti.
Şahin, “Eğer benim petrolümü satmamı engellerseniz, ben de dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kullandırtmam” yaklaşımının öne çıktığını dile getirdi. Hürmüz Boğazı’nın dünya enerji piyasaları açısından kritik bir geçiş noktası olduğunu hatırlattı.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin ve LNG ticaretinin yüzde 30’unun bu boğazdan geçtiğini vurgulayan Şahin, bu nedenle boğazda yaşanabilecek bir krizin sadece bölgesel değil, küresel ekonomi üzerinde de ciddi etkiler yaratabileceğini belirtti.
Şahin’e göre, Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda en büyük ekonomik zararı görebilecek ülkelerden biri Çin. Çünkü İran petrolünün önemli bir bölümü Çin’e ihraç ediliyor. Bu nedenle ABD’nin Çin’e dolaylı bir mesaj verdiğini ve Washington’un Pekin’i kendi stratejik planına dahil etmeye çalıştığını ifade etti.
Savaşın başında çatışmaların 4 ila 6 hafta içinde sonuçlanacağı yönünde değerlendirmeler yapıldığını hatırlatan Şahin, iki haftalık süreçte ABD’nin İran’ı beklediği ölçüde geriletemediğini söyledi. ABD’nin askeri olarak İran’a büyük zarar verebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.
Ancak küresel ticaret ve enerji piyasaları nedeniyle Washington’un daha temkinli hareket ettiğini ifade eden Şahin, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu süreçte dikkatli bir strateji izlediğini belirtti. Trump’ın küresel enerji piyasaları ve ticaret dengelerini riske atmamak için adımlarını son derece hassas attığını söyledi.
Bu nedenle ABD’nin hızlı ve yıkıcı bir operasyon yerine daha kontrollü bir strateji izlediğini vurguladı. Şahin’e göre, İran’ın elindeki en güçlü koz Hürmüz Boğazı. İran’ın bu kartı uzun süre kullanabilmesi halinde ABD’yi bölgede daha uzun süre meşgul edebileceğini ve çatışmanın beklenenden daha uzun sürebileceğini belirtti.
Sizce Çin, Orta Doğu'daki bu gerilimde tarafsız kalabilir mi yoksa ağırlığını bir tarafa koymak zorunda mı kalacak?
“Çin bu savaşta ağırlığını hangi taraftan yana koyarsa o taraf öne çıkacak” değerlendirmesinde bulunan Şahin, İran ekonomisi açısından Hark Adası’nın kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Bu bölgenin İran petrol ihracatının büyük bölümünün gerçekleştirildiği merkez olduğunu ifade etti.
Şahin’e göre, Hark Adası’na yönelik bir saldırı, İran’ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını durdurabilecek bir etki yaratabilir. Gazeteci, İran’ın böyle bir senaryoda Hürmüz Boğazı’nı koz olarak kullanabileceğine işaret etti.
Hürmüz Boğazı’nın yaklaşık 33 kilometre genişliğinde olmasına rağmen, petrol tankerlerinin kullandığı navigasyon koridorunun yalnızca 3 kilometre olduğunu belirten Şahin, İran’ın coğrafi avantajının bu noktada belirleyici olduğunu söyledi. İran’ın mesajının net olduğunu ifade etti.
Şahin, “Eğer benim petrolümü satmamı engellerseniz, ben de dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kullandırtmam” yaklaşımının öne çıktığını dile getirdi. Hürmüz Boğazı’nın dünya enerji piyasaları açısından kritik bir geçiş noktası olduğunu hatırlattı.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin ve LNG ticaretinin yüzde 30’unun bu boğazdan geçtiğini vurgulayan Şahin, bu nedenle boğazda yaşanabilecek bir krizin sadece bölgesel değil, küresel ekonomi üzerinde de ciddi etkiler yaratabileceğini belirtti.
Şahin’e göre, Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda en büyük ekonomik zararı görebilecek ülkelerden biri Çin. Çünkü İran petrolünün önemli bir bölümü Çin’e ihraç ediliyor. Bu nedenle ABD’nin Çin’e dolaylı bir mesaj verdiğini ve Washington’un Pekin’i kendi stratejik planına dahil etmeye çalıştığını ifade etti.
Savaşın başında çatışmaların 4 ila 6 hafta içinde sonuçlanacağı yönünde değerlendirmeler yapıldığını hatırlatan Şahin, iki haftalık süreçte ABD’nin İran’ı beklediği ölçüde geriletemediğini söyledi. ABD’nin askeri olarak İran’a büyük zarar verebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.
Ancak küresel ticaret ve enerji piyasaları nedeniyle Washington’un daha temkinli hareket ettiğini ifade eden Şahin, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu süreçte dikkatli bir strateji izlediğini belirtti. Trump’ın küresel enerji piyasaları ve ticaret dengelerini riske atmamak için adımlarını son derece hassas attığını söyledi.
Bu nedenle ABD’nin hızlı ve yıkıcı bir operasyon yerine daha kontrollü bir strateji izlediğini vurguladı. Şahin’e göre, İran’ın elindeki en güçlü koz Hürmüz Boğazı. İran’ın bu kartı uzun süre kullanabilmesi halinde ABD’yi bölgede daha uzun süre meşgul edebileceğini ve çatışmanın beklenenden daha uzun sürebileceğini belirtti.
Sizce Çin, Orta Doğu'daki bu gerilimde tarafsız kalabilir mi yoksa ağırlığını bir tarafa koymak zorunda mı kalacak?