Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu kabul etmeye hazır olduklarını açıkladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daha önce ABD’ye ilettiği bu teklif, masadaki somut bir formül olarak hala geçerliliğini koruyor.
İran’ın elinde bulundurduğu stok, uluslararası toplum için bir güvenlik alarmı niteliği taşıyor. Uluslararası Atom Enerji Ajansı verilerine göre, Tahran’ın elinde yüzde 60 saflıkta yaklaşık 441 kilo uranyum bulunuyor. Bu miktar, nükleer silah için gerekli olan yüzde 90 saflık seviyesinin hemen öncesindeki son aşamayı temsil ediyor.
Moskova, bu tehlikeli stokun Rusya’da depolanmasını önererek, İsrail ve ABD’nin "kırmızı çizgilerini" rahatlatmayı hedefliyor. Ancak Kremlin, bu teklifi sunarken aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump’ı da doğrudan hedef alan açıklamalarda bulundu.
Peskov, Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma tehdidini, "uluslararası piyasaya olumsuz bir darbe" olarak nitelendirdi. Peskov, bu tür adımların küresel ekonomideki belirsizliği daha da körükleyeceği konusunda uyarıda bulundu.
Rusya’ya göre çözüm, abluka tehditlerinde değil, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun ülke dışına çıkarılacağı bir anlaşmada saklı. Rus yetkililer, sundukları depolama teklifinin mevcut krizi yatıştırmak için somut bir yol haritası olduğu görüşünü taşıyor.
Sizce Rusya'nın sunduğu bu depolama formülü, nükleer krizde kalıcı bir çözüm sağlayabilir mi?