Oyun, kendini gereksiz detaylardan arındırılmış bir yapım olarak tanımlıyor ve bu konuda gerçekten de haklı! Çünkü detay konusunda neredeyse hiçbir şey yok. Ufak bir şehir olan Tyndalston, ana hikaye dışında keşfedilecek hiçbir şey sunmuyor. Kağıt üzerinde hikayeye odaklanmak kulağa hoş gelse de, pratikte bu yaklaşım pek işe yaramamış. Açık dünya etiketi taşımasına rağmen, oyun inanılmaz derecede çizgisel bir yapıya sahip ve açık dünyanın sunduğu özgürlüğü adeta reddediyor. Grafik roman tarzında anlatılan hikayenin albenisi yok denecek kadar az. Üstelik, sadece paraya odaklanan, birbirinden kopuk ve alakasız yan görevler de bu durumu iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor. Hikaye, borç batağına saplanmış Samson McCray'in eski kasabasına dönüp para kazanma çabaları etrafında şekilleniyor. Ancak bu görevlerin tamamı, hikaye derinliğinden yoksun ve son derece yüzeysel. Bazı görevlerde diyalog seçimleri bulunsa da, bu sistem üçüncü sınıf aksiyon filmlerini bile aratacak kalitede. Oyun, kendini çok ciddiye almaya çalıştığı için vermek istediği tonun altında eziliyor. Oynanışın temelini yakın dövüş ve araç kullanımı oluşturuyor. Dövüş sistemi oldukça basit: hafif ve ağır saldırılarla rakibi indirmek ve zamanında blok/kaçınma yapmak. Yumrukların tok hissettirmesi güzel olsa da, sistem genel olarak çok sığ. Herhangi bir derinlik veya combo mekaniği olmaması, combat'ı kısa sürede monoton bir grind'a dönüştürüyor. Araç kullanımı konusunda da pek iyi şeyler söyleyemeyeceğim. Genellikle görev sonrası polisten kaçmak veya yarışlarda rakipleri geçmek için kullanıyorsunuz araçları. Yanınızdaki araca vurmanıza izin veren sistem bana Burnout serisini hatırlatsa da, çok daha yavan ve hantaldı. Aracın ağır ve tepkisiz kontrolleri, bu bölümlerden keyif almayı neredeyse imkansız hale getiriyor. Oyun, bir de zaman yönetimi sistemi ile ilerliyor. Günlük sınırlı aksiyon puanlarınızla hangi görevleri yapacağınıza karar veriyorsunuz. Başta stratejik gelen bu sistem, kısa sürede tekrara düşen görevlerle birlikte yorucu bir grind döngüsüne dönüşüyor. Ana hikayeyi bitirdiğinizde bile borcun büyük kısmı ödenmemiş oluyor ve oyuncudan saatlerce daha aynı şeyleri yapması bekleniyor. Unreal Engine 5 ile geliştirilen oyunun dünyası uzaktan hoş görünse de, yakından bakıldığında hem ortamın hem de NPC'lerin son derece ruhsuz olduğu anlaşılıyor. Teknik tarafta da ciddi sıkıntılar var: animasyon hataları, yapay zeka patlamaları ve can sıkıcı görev bug'ları deneyimi sık sık bölüyor. Yapımcıların Türkçe dil desteği eklemesi takdire şayan, ancak hem teknik hem de çeviri kalitesi oldukça düşük. Cümleler kopuk kopuk ve neredeyse makine çevirisi kalitesinde. Menüde ve oyun içinde Türkçe karakter sorunları ile dolu. Kalite kontrol aşamasının nasıl geçildiği gerçekten merak konusu. Sonuç olarak, Samson: A Tyndalston Story maalesef vaatlerini tutamayan, zayıf bir deneyim sunuyor. İlk izlenimdeki etkileyici hava, kısa sürede oyunun ağır tonu ve tekrarlayan mekanikleri altında eziliyor. Potansiyeli olan ama bunu değerlendiremeyen bir yapım. Ben fragmanları izlerken sıradan da olsa eğlenceli bir aksiyon loot'u bekliyordum, ancak oyun ne yazık ki eğlence konusunda da eli boş kalıyor. Sizce böylesine deneyimli bir ekibin arkasındaki projede neler ters gitti? Fikirlerinizi yorumlarda bekliyorum! |
|