| Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde aktif bir diplomasi yürütüldüğünü belirten Kacır, "Bizler adeta ateş çemberine dönmüş bu coğrafyada istikrar adası olarak yolumuza devam etmenin gayreti içindeyiz." dedi. Kacır, 4 yıla yakın süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 1 milyondan fazla insanın öldüğünü hatırlattı. Güneyde ise 800 günü aşkın süredir devam eden olaylarda İsrail'in 70 binden fazla insanı öldürdüğünü ve Gazze'de camileri, hastaneleri, okulları bombaladığını söyledi. Doğudaki komşuları İran'ın da uluslararası hukukta yeri olmayan bir saldırıya uğradığını kaydeden Bakan, bu gelişmelerin uluslararası sistemin işleyişine dair soru işaretlerini artırdığını vurguladı. Kacır, uluslararası kurumların masumların ve mazlumların haklarını korumakta yetersiz kaldığını savundu. Savaşta sadece askeri hedeflerin zarar görmediğini, 170'e yakın kız çocuğunun okulunun bombalanması sonucu hayatını kaybettiğini ifade etti. "Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Mahkemesi ve Adalet Divanı'nın dünyada masumların hakkını koruyacak bir kudrete sahip olmadığını" dile getiren Kacır, güçlü olanın hedeflerine ulaştığı bir düzenden bahsetti. "Bu coğrafyada ayaklarımızın üzerinde durmak ve kendi istikametimizle yolumuza devam etmek için güçlü olmak zorundayız." diyen Bakan, bu gücün sadece Türk milleti için değil, umudunu Anadolu'dan bekleyen tüm mahzunlar için de gerekli olduğunu söyledi. Kacır, özellikle son 23 yılda gösterilen gayret neticesinde Türkiye'nin önceki dönemlerden daha güçlü hale geldiğini belirtti. Bir ülkenin gücünden bahsederken askeri kuvvetin siyasi gücün önemli bir bileşeni olduğunun altını çizdi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin son yıllarda ileri teknoloji kabiliyetleri ile dünyanın en güçlü orduları arasında yer aldığını ifade eden Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi sayesinde savunma sanayisinde birçok sistemin yerli imkanlarla geliştirildiğini vurguladı. Ekonomik güç açısından da değerlendirmelerde bulunan Bakan, Türkiye'nin rekabetçi üretim ve ihracat kapasitesi ile Çin'den sonra Avrupa'ya uzanan geniş kuşağın en önemli üretici gücü haline geldiğini iddia etti. Türkiye'nin daha nitelikli, daha katma değerli ve yüksek teknolojili ürünler geliştiren bir konuma yükseldiğini söyleyen Kacır, ülkede muazzam bir araştırma-geliştirme ekosistemi inşa edildiğini belirtti. 2002 yılında Türkiye'de sadece 2 teknopark ve 56 şirket olduğunu hatırlatan Kacır, bugün 114 teknopark ve 12 bin 500'den fazla şirket olduğunu açıkladı. AR-GE harcamalarının 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara çıktığını ve bunun üçte ikisinin özel sektör tarafından yapıldığını sözlerine ekledi. Bu altyapının, Türk sanayisinin daha katma değerli üretmesine ve ihracatta yüksek teknoloji ürünlerinin payının artmasına vesile olduğunu ifade ederek konuşmasını sonlandırdı. Türkiye'nin bölgesel istikrar ve küresel dengelerdeki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz? |
|