Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

📍Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde, geçtiğimiz günlerde akıllara durgunluk veren bir ...

✖ Kapat
Duyuru
✖ Kapat
Duyuru
Olayda saldırgan, dördü öğretmen, onu öğrenci, biri polis memuru ve biri kantinci olmak üzere toplam 16 kişiyi yaraladı. Saldırgan, ikna edilmeye çalışıldığı sırada ise intihar ederek yaşamına son verdi.

Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer, bir eğitim kurumuna yönelik bu şiddet eyleminin, yalnızca bir "asayiş haberi" olarak ele alınamayacak kadar derin bir toplumsal kırılmaya işaret ettiğini belirtti. Hazer, okulların çocuklar ve gençler için güvenli alanlar olması gerektiğini, bu alanlara yönelen saldırıların ise bireysel öfkenin ötesinde anlamlar taşıdığını ifade etti.

Klinik Psikolog, bu tür olayları değerlendirirken en büyük hatanın tek bir nedene tutunmak veya hızla etiketleme yapmak olduğunu vurguladı. Klinik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışlarının genellikle uzun bir sürecin, ihmal edilen uyarıların ve çoklu etkenlerin birleşimiyle ortaya çıktığını kaydetti.

Suç kaydı bulunmayan Ömer Ket'in, olaydan bir ay önce Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne giriş için randevu aldığı öğrenildi ve sosyo-psikopat bir yapıya sahip olduğu belirtildi. Pelin Hazer, halk arasında kullanılan "sosyo-psikopat" ifadesinin bilimsel bir tanı olmadığına dikkat çekti.

Hazer, klinik psikolojide ve psikiyatride bunun karşılığının çoğunlukla "Antisosyal Kişilik Bozukluğu" olarak değerlendirildiğini açıkladı. Bu yapıdaki bireylerde genellikle başkalarının haklarını hiçe sayma, empati eksikliği, suçluluk duymama ve dürtüsellik gibi özellikler görüldüğünü ancak tanı koymanın bu kadar basit olmadığını ekledi.

Bir kişiye antisosyal yapı tanısı koymanın, sosyal medya paylaşımlarına veya tek bir olaya bakılarak yapılamayacağının altını çizen Hazer, tanının ancak uzman bir psikiyatrist tarafından ayrıntılı klinik görüşmelerle konulabileceğini belirtti.

Ömer Ket'in, olay öncesinde okulun sosyal medya platformuna "Hazır olun okulda birkaç gün sonra saldırı olacak" şeklinde bir mesaj yazdığı görüldü. Pelin Hazer, bu paylaşımın tehdit değerlendirmesi literatüründe "Leakage (Sızıntı)" olarak adlandırılan kritik bir işaret olduğunu ifade etti.

Şiddet eğilimli bireylerin eyleme geçmeden önce niyetlerini çeşitli yollarla çevrelerine sıklıkla sızdırdıklarını belirten Hazer, bu mesajı dikkat çekme amacıyla veya bilinçdışı bir yardım çağrısı olarak değerlendirmenin mümkün olduğunu ancak bunun eylemin sorumluluğunu azaltmayacağını vurguladı.

Hazer, bu tür açık tehdit içeren paylaşımların asla "şaka" veya "boş tehdit" olarak geçiştirilmemesi gerektiği konusunda uyardı. Dijital ayak izlerinin takibinin, okul güvenliği protokollerinin ve aile duyarlılığının hayati önem taşıdığını dile getirdi.

Saldırganın "Minecraft" isimli oyunun videolarını izlediğinin belirtilmesi üzerine Hazer, bilimsel olarak oyunların şiddet eğilimini tetiklemediğini, mevcut sorunları yansıttığını açıkladı. APA 2020 meta-analizine göre agresyon artışının sınırlı olduğunu ve cinayet bağlantısı bulunmadığını aktardı.

Bu tür olayların toplumda öfke ve korku yarattığını kabul eden Pelin Hazer, en önemli vurgusunun etiketlemek yerine anlamak ve erken uyarı işaretlerini ciddiye almak olduğunu söyledi.

Ülke olarak Siverek'teki olayın üzüntüsü yaşanırken, dün Kahramanmaraş'tan da bir okul saldırısı haberi geldi. Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 14 yaşındaki bir öğrenci, 9 kişinin hayatını kaybetmesine ve 13 kişinin yaralanmasına neden oldu.

Radikalleşme üzerine çalışan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir, bu tür olaylardaki çocukların radikalleşmesinin ideolojik değil, bireysel olduğunu ifade etti. Demir, "yatak odası radikalleşmesi" kavramına dikkat çekerek, çocukların geçmişlerine ve dijital dünyada neler yaptıklarına bakmak gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Demir, özellikle ABD'deki vakalarda faillerin eylem öncesinde çok fazla sinyal verdiklerini hatırlattı. Hem Siverek'teki hem de 8 Eylül 2025'teki İzmir Balçova Polis Merkezi saldırısında faillerin sinyaller verdiğini ancak temel sorunun, bu sinyalleri fark ettikten sonra "deradikalizasyon" süreçlerini yürütecek mekanizmaların eksikliği olduğunu vurguladı.

Demir, sadece güvenlik önlemlerinin yetersiz kalacağını, şiddeti önlemek için daha kapsamlı adımlar atılması gerektiğini belirtti. Risk analiz birimleri oluşturulması, kurumlar arası iletişimin güçlendirilmesi ve konuya özel bir seferberlik başlatılması gerektiğini ifade etti.

Son olarak, bu tür eylemlerin taklit edilebilir olduğunu ve medyadaki görselliklerinin azaltılması gerektiğini söyleyen Demir, faillerin sosyal platformlarda kahramanlaştırılma riskine karşı uyardı.

Sizce toplum olarak bu tür trajedileri önlemek için erken uyarı sistemlerini ve ruh sağlığı destek mekanizmalarını nasıl güçlendirebiliriz?
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz.

Zevkine göre renk kombinasyonunu belirle

Tam ekran yada dar ekran

Temanızın gövde büyüklüğünü sevkiniz, ihtiyacınıza göre dar yada geniş olarak kulana bilirsiniz.

Geri