Yahu bu nasıl bir akıl tutulması ya? Kulüpler transfer döneminde “dünya yıldızı”, “ligi değiştirecek adam” diye diye göklere çıkardıkları futbolcuyu, daha sezon bile bitmeden, “Alın elinizden, bedava verelim, sadece maaşını ödeyin” moduna geçiyor. Bu, o kulübün sadece o sezonki planlarını değil, gelecekteki itibarını da yerle bir eden bir rezalettir!
Transfer Şovu ve Acı Gerçek
Yaz transferi açılıyor, sosyal medya bombaları atılıyor, “büyük imza” görselleri hazırlanıyor. Taraftar coşuyor, “İşte bu!” deniyor. Ama ortada bir sorun var: Bu transfer, gerçekten futbol ihtiyacından mı yapılıyor, yoksa kulüp yönetiminin “bakın biz de büyüğüz” şovundan mı ibaret? Çoğu zaman ikincisi. Plansız programsız, sırf isim yapmış diye, takımın dokusuna uymayan, sistemle uyumsuz bir oyuncuya servet dökülüyor.
Performans Beklentisi ve Sabırsızlık
Sonra ne oluyor? Adam ilk 5 maçta süper gol atamayınca veya 10. haftada bir sakatlanınca, medya ve “bazı kesimler” üzerine çullanıyor. “Bunun için mi bu parayı verdik?” lafları başlıyor. Oysa ki hiçbir yıldız, sihirli değnek değmiş gibi bir gecede uyum sağlayamaz. Ama bizimkilerde sabır yok! Adaptasyon süreci tanınmıyor. Hemen “flop” ilan ediliyor ve kadro dışı bırakılıyor.
İtibarın Yerle Bir Olma Anı
İşte asıl facia burada başlıyor. Sezon ortasında, oyuncunun menajeriyle “yolluk” pazarlıkları yapıldığı basına sızmaya başlıyor. Diğer kulüpler bu durumun farkında ve “Bedavaya bile almayız, maaşını siz ödeyin” kafasındalar. Bu, kulübün profesyonel yönetim anlayışına vurulmuş en büyük darbedir. Artık kimse o kulübün ciddi bir proje sunduğuna, oyuncuyu geliştirebileceğine inanmaz. Hem oyuncu piyasasında itibarın sıfırlanır, hem de taraftarın gözünde “numara yapmış” bir yönetim portresi çizersin.
Çözüm Ne?
Çözüm basit aslında: Planlama ve profesyonellik. Transferi, reklam için değil, gerçek bir takım ihtiyacı için yap. Oyuncuya uyum süreci tanı. Ona güvendiğini hissettir. Olmadı, sistem kesinlikle uymadı; o zaman da onu “çöp” diye yollamaya çalışma. Mecbur kalırsan, itibarını koruyarak, saygı çerçevesinde ayrılmasının yolunu bul. Ama sezon ortasında “bedava verelim” pazarlığına oturmak, her şeyden önce o futbolcuya ve onun emeğine yapılmış büyük bir saygısızlıktır.
Sonuç olarak, bu tarz hamleler kulübü “amele pazarı” gibi gösterir. Taraftar olarak en çok isyan ettiğimiz şey, bu saygısızlık ve plansızlıktır. Kulüplerimiz birazcık onur ve uzun vadeli düşünce sahibi olsa, bu rezaletler yaşanmaz. Siz ne düşünüyorsunuz? Haksız mıyım? Bu itibar katliamına dur demenin yolu nedir?
Yaz transferi açılıyor, sosyal medya bombaları atılıyor, “büyük imza” görselleri hazırlanıyor. Taraftar coşuyor, “İşte bu!” deniyor. Ama ortada bir sorun var: Bu transfer, gerçekten futbol ihtiyacından mı yapılıyor, yoksa kulüp yönetiminin “bakın biz de büyüğüz” şovundan mı ibaret? Çoğu zaman ikincisi. Plansız programsız, sırf isim yapmış diye, takımın dokusuna uymayan, sistemle uyumsuz bir oyuncuya servet dökülüyor.
Sonra ne oluyor? Adam ilk 5 maçta süper gol atamayınca veya 10. haftada bir sakatlanınca, medya ve “bazı kesimler” üzerine çullanıyor. “Bunun için mi bu parayı verdik?” lafları başlıyor. Oysa ki hiçbir yıldız, sihirli değnek değmiş gibi bir gecede uyum sağlayamaz. Ama bizimkilerde sabır yok! Adaptasyon süreci tanınmıyor. Hemen “flop” ilan ediliyor ve kadro dışı bırakılıyor.
İşte asıl facia burada başlıyor. Sezon ortasında, oyuncunun menajeriyle “yolluk” pazarlıkları yapıldığı basına sızmaya başlıyor. Diğer kulüpler bu durumun farkında ve “Bedavaya bile almayız, maaşını siz ödeyin” kafasındalar. Bu, kulübün profesyonel yönetim anlayışına vurulmuş en büyük darbedir. Artık kimse o kulübün ciddi bir proje sunduğuna, oyuncuyu geliştirebileceğine inanmaz. Hem oyuncu piyasasında itibarın sıfırlanır, hem de taraftarın gözünde “numara yapmış” bir yönetim portresi çizersin.
Çözüm basit aslında: Planlama ve profesyonellik. Transferi, reklam için değil, gerçek bir takım ihtiyacı için yap. Oyuncuya uyum süreci tanı. Ona güvendiğini hissettir. Olmadı, sistem kesinlikle uymadı; o zaman da onu “çöp” diye yollamaya çalışma. Mecbur kalırsan, itibarını koruyarak, saygı çerçevesinde ayrılmasının yolunu bul. Ama sezon ortasında “bedava verelim” pazarlığına oturmak, her şeyden önce o futbolcuya ve onun emeğine yapılmış büyük bir saygısızlıktır.
Sonuç olarak, bu tarz hamleler kulübü “amele pazarı” gibi gösterir. Taraftar olarak en çok isyan ettiğimiz şey, bu saygısızlık ve plansızlıktır. Kulüplerimiz birazcık onur ve uzun vadeli düşünce sahibi olsa, bu rezaletler yaşanmaz. Siz ne düşünüyorsunuz? Haksız mıyım? Bu itibar katliamına dur demenin yolu nedir?