Üç kurucu ortak, üniversite eğitimlerine devam ederken markalarını yönetmeyi başardı. TikTok üzerinden yürüttükleri organik büyüme stratejisi sayesinde, sadece üç ay içinde başa baş noktasına ulaştılar ve dünya genelinde 40'tan fazla ülkeye ürün gönderimi sağladılar.
Sektördeki seri üretim modellerine karşı çıkan ekip, ürünlerini doğrudan kendileri tasarlamayı tercih etti. İlk tasarımları olan Kai Tote modelini, yaklaşık bir yıl süren ve altı farklı prototip aşamasından geçiren titiz bir süreçle mükemmelleştirdiler.
Bu yaklaşım, ürünlerin hem estetik hem de işlevsel beklentileri üst düzeyde karşılamasını sağladı. Üçlü, staj birikimlerini kullanarak kurdukları markada, dış kaynaklı tasarımların aksine özgün tasarımlara odaklanarak rakiplerinden net bir şekilde ayrıştı.
Girişimciler, markanın hikayesini ve üretim süreçlerini sosyal medyada şeffaf bir şekilde paylaşarak güçlü bir topluluk oluşturdu. TikTok'ta 340 binin üzerinde beğeni alan içerikler, markanın uluslararası pazarlara açılmasında kritik bir rol oynadı.
Bugün, Juno Jane'in toplam gelirinin yüzde 40'ı Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri ve Filipinler gibi yurt dışı pazarlarından elde ediliyor. Bu da sosyal medya gücünün global bir marka inşa etmedeki etkisinin somut bir kanıtı.
Kurucular, üniversitede aldıkları teorik iş eğitimi ile gerçek hayattaki operasyonel zorluklar arasında farklar olduğunu belirtiyor. Özellikle tedarik zinciri yönetimi konusunda pratik deneyim kazandılar.
Başlangıçta yaşanan stok sıkıntılarını aşmak için, satış verilerini haftalık olarak takip eden veri odaklı sistemler kurdular. Şu an için fiziksel bir mağaza açmak yerine pop-up etkinliklere ve çevrimiçi kanallara odaklanan ekip, sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda aksesuarlar gibi yeni kategorilere yönelmeyi planlıyor.
Sizce, üniversite yıllarında böyle bir girişimci ruhla proje geliştirmek, geleceğin teknoloji ve e-ticaret liderlerini nasıl şekillendiriyor?