Uzmanlar tarafından titizlikle hazırlanan ve dosyaya sunulan son raporda, cep telefonuna tam bir erişim sağlanamadığı vurgulanıyor. Bu durumun bir sonucu olarak, cihazdaki verilere yalnızca sınırlı bir düzeyde ulaşılabildiği belirtildi.
Bu teknik incelemenin kısmi kalması, soruşturma dosyasını aydınlatacak ve dosyanın gidişatını belirleyecek kritik dijital delillerin tam anlamıyla elde edilememesi anlamına geliyor. Elde edilen sınırlı veriler, davanın çözümüne katkı sağlayacak nitelikte olmayabilir.
Cep telefonunun incelenmesine dair bu sonuçların ortaya çıkmasının ardından, Van Barosu konuyla ilgili bir açıklama yayımladı. Dijital verilerin eksiksiz ve kapsamlı bir şekilde incelenmesinin, davanın akıbeti açısından hayati önem taşıdığını belirten Baro, açıklamasında şu hususlara dikkat çekti: "İspanya'ya gönderilen cihazla ilgili olarak tarafımıza ulaşan son raporda, tam erişim sağlanamadığı ve gerçekleştirilen incelemenin yalnızca kısmi bir içerikte kaldığı bilgisi teyit edilmiştir. Sürecin şeffaf ve etkin bir biçimde yürütülmesi, elde edilen dijital verilerin güvenilir ve denetlenebilir bir ortamda incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna bildiririz."
Diğer yandan, Rojin Kabaiş'in cansız bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA profillerinin tespit edilmesi üzerine başlatılan geniş çaplı tarama ve inceleme çalışmaları da hız kesmeden devam ediyor.
Yapılan karşılaştırmalı DNA incelemeleri sonucunda, ilk etapta 134 kişi olarak belirlenen tarama kapsamındaki kişi sayısı, güncellenen bilgilerle birlikte 195'e yükseldi. Adli Tıp Kurumu'nda bulunan referans verilerle karşılaştırılmak üzere; üniversitenin yurt güvenlik görevlilerinden başlayarak, üniversite bünyesindeki çeşitli personelden de örnekler alınarak geniş bir kitleden DNA örnekleri toplanıyor. Bu çalışmalar, tespit edilen DNA profillerinin kimlerle eşleştiğini ortaya çıkarmayı hedefliyor.
Genç öğrenci Rojin Kabaiş'in kaybolma süreci ise 27 Eylül 2024 tarihinde, kaldığı yurttan ayrılmasıyla başlamıştı. Ayrılışının ardından kendisinden bir daha haber alınamaması üzerine endişeli bir bekleyiş süreci başlamıştı. Ne yazık ki, genç kızın cansız bedeni, kaybolduktan tam 18 gün sonra Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi sahilinde bulunmuştu. Bu trajik olay, tüm kamuoyunda derin üzüntüye neden olmuştu.
Bu soruşturmadaki dijital bulguların yetersizliği, davanın aydınlatılması önünde nasıl bir engel teşkil edebilir?
Bu bağlantı ziyaretçiler için gizlenmiştir. Görmek için lütfen giriş yapın veya üye olun.