| Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına 137 yıllık bir geçmişe sahip olan PAB’ın misyonuna atıfta bulunarak başladı ve parlamenter diplomasinin adil bir dünya inşasındaki rolünün altını çizdi. Ancak mevcut küresel tablonun, "sağduyunun askıya alındığı" bir evrede olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı, 80 yıl önce kurulan uluslararası düzenin işlevsizleştiğini vurguladı. Erdoğan, bu durumu "Uluslararası hukukun bağlayıcı hükümleri, işledikleri savaş ve insanlık suçlarına her gün yenilerini ekleyen aktörler üzerindeki tesirini maalesef yitirmiştir" sözleriyle değerlendirdi. Açıklamalarına devam eden Cumhurbaşkanı, "Sağduyunun askıya alındığı, diyalog mekanizmasının devre dışı bırakıldığı, diplomasi ve müzakerenin yerini silah, füze ve bombaların aldığı böyle bir ortamda kimse güvende değildir" ifadelerini kullandı. Erdoğan, bölgesel denklemi değerlendirirken İsrail hükümetini barışın önündeki en büyük engel olarak nitelendirdi. Özellikle 10 Ekim 2025 tarihinde imzalanan ateşkese rağmen saldırıların sürdüğünü belirterek güncel verileri paylaştı. Cumhurbaşkanı, İsrail parlamentosu tarafından kabul edilen ve yalnızca Filistinli mahkûmlara uygulanacak olan idam cezasına sert tepki gösterdi. Erdoğan, "Batı Şeria’yı yeni Gazze yapmak planını açık açık dillendiren İsrail, Filistinli mahkûmlara getirdiği idam cezasıyla apartheid utancını, Güney Afrika’da yıkılışından 32 yıl sonra tekrar hortlatma peşindedir" dedi. Aynı konuşmada, "İsrail parlamentosunda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanacak bu karara karşı dünya parlamentolarının en sert şekilde tepki vermesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dış politika önceliğinin ihtilafların barışçıl yollarla çözümü olduğunu bir kez daha hatırlattı. Gazze, Ukrayna, İran ve Afrika’daki girişimlerin "ilkeli ve gerçekçi" bir yaklaşıma dayandığını belirtti. Son olarak, bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin kalıcı barış getirmeyeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı, uluslararası kamuoyunun trajediye dur deme iradesine rağmen hükümetlerin bu konuda yetersiz kaldığını vurgulayarak sözlerini tamamladı. Sizce uluslararası hukukun etkinliğini yeniden tesis etmek için en acil adım ne olmalı? |
|