CNN TÜRK'ün Atina Temsilcisi Duygu Leloğlu, Yunan medyasındaki bu yorumları aktararak önemli açıklamalarda bulundu. Leloğlu, SKAİ TV kanalının da itiraf ettiği gibi, son 20-25 yılda Türkiye'de devrim niteliğinde adımlar atıldığını vurguladı.
Leloğlu, bu adımların en önemlilerinden birinin vakıflar yasasının çıkarılması olduğunu belirtti. Bu yasa sayesinde azınlıkların mülkiyet haklarının iade edildiğini ve kimlik sorunlarının çözüldüğünü kaydetti.
Ayrıca, azınlık okullarına ilişkin yasal engellerin kaldırıldığını ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması konusunun gündemde olduğunu dile getirdi. Fener Rum Patriği Bartolomeos'un da bu konuda önemli açıklamalar yaptığını sözlerine ekledi.
Ancak Leloğlu, Batı Trakya'daki Türk azınlık için aynı olumlu tablonun geçerli olmadığının altını çizdi. Yunanistan'da son 20-25 yılda sadece kısmi iyileştirmeler yapıldığını, temel sorunların ise devam ettiğini ifade etti.
Batı Trakya'daki en büyük sorunlardan birinin kimlik meselesi olduğunu vurgulayan Leloğlu, Yunan devletinin 2026 yılında hala bölgede Türk azınlık yaşadığını kabul etmediğini, "Müslüman azınlık" ifadesini kullandığını aktardı.
Leloğlu, azınlık ilkokullarının kapatıldığını ve dini hakların sağlanmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirtti. Özellikle müftü atama sorununun 1985'ten beri devam ettiğini ve 2022'deki düzenlemeyle bu uygulamanın resmileştirildiğini kaydetti.
Yakın zamanda Gümülcine ve İskeçe'ye yeni müftü atanması sürecinin başlatılmasının Ankara'dan sert tepki çektiğini dile getirdi. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın bu adımı 'kabul edilemez' ilan ettiğini, Atina'nın ise karşı açıklama yaptığını ifade etti.
Leloğlu, müftü sorununun şu an için çözümsüz göründüğünü belirterek sözlerini tamamladı. Türkiye'de azınlık haklarının genişlediği bir dönem yaşanırken, 2023'te başlatılan normalleşme sürecinin henüz Batı Trakya'ya yansımadığını vurguladı.
İki ülke arasındaki azınlık hakları uygulamalarındaki bu fark sizce ilişkilerin geleceğini nasıl etkiler?
Leloğlu, bu adımların en önemlilerinden birinin vakıflar yasasının çıkarılması olduğunu belirtti. Bu yasa sayesinde azınlıkların mülkiyet haklarının iade edildiğini ve kimlik sorunlarının çözüldüğünü kaydetti.
Ayrıca, azınlık okullarına ilişkin yasal engellerin kaldırıldığını ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması konusunun gündemde olduğunu dile getirdi. Fener Rum Patriği Bartolomeos'un da bu konuda önemli açıklamalar yaptığını sözlerine ekledi.
Ancak Leloğlu, Batı Trakya'daki Türk azınlık için aynı olumlu tablonun geçerli olmadığının altını çizdi. Yunanistan'da son 20-25 yılda sadece kısmi iyileştirmeler yapıldığını, temel sorunların ise devam ettiğini ifade etti.
Batı Trakya'daki en büyük sorunlardan birinin kimlik meselesi olduğunu vurgulayan Leloğlu, Yunan devletinin 2026 yılında hala bölgede Türk azınlık yaşadığını kabul etmediğini, "Müslüman azınlık" ifadesini kullandığını aktardı.
Leloğlu, azınlık ilkokullarının kapatıldığını ve dini hakların sağlanmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirtti. Özellikle müftü atama sorununun 1985'ten beri devam ettiğini ve 2022'deki düzenlemeyle bu uygulamanın resmileştirildiğini kaydetti.
Yakın zamanda Gümülcine ve İskeçe'ye yeni müftü atanması sürecinin başlatılmasının Ankara'dan sert tepki çektiğini dile getirdi. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın bu adımı 'kabul edilemez' ilan ettiğini, Atina'nın ise karşı açıklama yaptığını ifade etti.
Leloğlu, müftü sorununun şu an için çözümsüz göründüğünü belirterek sözlerini tamamladı. Türkiye'de azınlık haklarının genişlediği bir dönem yaşanırken, 2023'te başlatılan normalleşme sürecinin henüz Batı Trakya'ya yansımadığını vurguladı.
İki ülke arasındaki azınlık hakları uygulamalarındaki bu fark sizce ilişkilerin geleceğini nasıl etkiler?